AHİR ZAMAN FİTNECİLERİ

Öyle bir zaman ki;

İlâhî bütün hükümleri hiçe sayıp, Allah-u Teâlâ’ya karşı gelen ve haktan yanaymış gibi görünen ifsatçılarla karşı karşıyayız.

Bu ifsatçılar  haktan yana görünüyor saf ve temiz Müslümanları gözlerini bile kırpmadan kandırmaktan geri durmuyor.

“Âhir zamanda öyle kimseler türeyecektir ki, bunlar dinlerini dünyalığa âlet edeceklerdir. İnsanlara karşı koyun postuna bürünmüş gibi yumuşak ve güzel huylu görünürler. Dilleri şekerden bile tatlıdır, amma kalpleri kurt gönlü gibidir.

Aziz ve Celil olan Allah-u Teâlâ (bu gibi kimseler için) şöyle buyurur:

‘Bunlar acaba benim sonsuz affediciliğime mi güveniyorlar, yoksa bana karşı meydan mı okuyorlar? Ululuğum hakkı için, onlara öyle ağır bir musibet vereceğim ki, aralarında bulunan yumuşak başlılar şaşakalacaklardır.’” (Tirmizî)

Din-i İslâm’ı, tahrip ve tahrif etmek için gerek televizyonlarda gerekse gazeteler vasıtasıyla bütün güçleri ile çalışıyorlar.

Allah-u Teâlâ’nın hükümlerini arkaya atıyor, hükümsüz hâle getirmeye çalışıyorlar.

“Onlar Allah’ın kelâmını değiştirmek isterler.” (Fetih: 15)

Kendi zanlarını Ayet ve Hadis yerine koydular, bunun için de gök kubbe altındakilerin en şerlileridirler.

Papazdan da, hahamdan da tehlikelidirler. Zira onların yeri belli, bu münafıkların tarafı yok.

Hakikati bilmeyenler bunların lâfına bakıyor, nefislerine de cazip geliyor, zehiri de görmüyorlar, bunlarda zehiri halka gayet rahat yutturuyorlar.

Bunların yoldan saptırdıklarının, cehenneme düştükleri zaman bu yalancılara şöyle söyleyecekleri Âyet-i Kerimede haber verilmektedir:

“Siz bize sağdan gelir, haktan yana görünürdünüz.” (Saffât: 28)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Ebu Hüreyre (r.a.) den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır:

“Kıyamet kopmazdan önce karanlık gece kıtaları gibi fitneler olacak. Bu karışıklıklar içinde kişi mümin olarak sabahlayıp kâfir olarak akşamlar, mümin olarak akşamlayıp kâfir olarak sabaha çıkar. Birçok kimseler azıcık bir dünyalık karşılığında dinlerini satarlar.” (Tirmizî: 2196)

Bu bozguncular, hevâ ve hevesleri için, dalâlet yolunu kendilerine hiç ayrılmayacakları bir yol olarak seçerler, hem kendileri dinden çıkarlar, hem de başkalarını dinden çıkarmaya çalışırlar.

“Onların çoğu Allah’a iman etmişler, fakat müşrik olarak yaşarlar.” (Yusuf: 106)

Âyet-i kerimesinde beyan buyurulduğu üzere şirk ekseninde yaşarlar. Müslüman gibi göründükleri için bunların tahribatı dış düşmandan daha büyüktür.

Hazret-i Ali’in (r.a.) rivayet ettiği bir Hadis-i Şerif’te Resul-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

“İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecektir ki İslâm’ın yalnız ismi, Kur’an’ın ise resmi kalacak. Mescitler dış görünüşleri ile mamur, fakat içleri hidayetten mahrum olacak.

Onların âlimleri gökkubbe altındakilerin en şerlileridir. Fitne onlardan çıktı yine onlara dönecektir.” (Beyhâkî)

Dine uymak şöyle dursun, dini kendilerine uydurmaya çalışırlar.

Bu halleri ile kendilerini halkın en iyileri, en faziletlileri zannederler. Oysa bunlar Hazret-i Allah’ın yanında en düşük kimselerdir.

Allah-u Teâlâ’nın helâl kıldığı şey kıyamete kadar helâl, yasakladığı şey de haramdır.

İslâm’ın hükümleri zaman ve zeminle sınırlı değildir. Mevki ve rütbesi ne olursa olsun; İslâm’ın helâl kıldığına haram, haram kıldığına da helâl demeye hiç kimsenin hakkı ve selâhiyeti yoktur.

Onlar ahirette kitaplarını arkadan alacaklardır.

“Amel defteri kendisine arkadan verilen kimse: ‘Mahvoldum!’ diye bağırır.” (İnşikâk: 10-11)

Yaptıklarından dolayı insanların hesaba çekileceği o büyük günün ve o gündeki korkuların büyüklüğünü ve dehşetini tasavvur etmek mümkün değildir.

Allah-u Teâlâ Âyet-i Kerime’lerinde şöyle buyurmaktadır:

“Onlar büyük bir günde tekrar diriltileceklerini sanmıyorlar mı?” (Mutaffifin: 4-5)

“O gün insanlar âlemlerin Rabb’inin huzurunda divan dururlar.” (Mutaffifin: 6)

“Gerçek şu ki, kötülük yapanların yazısı Siccîn’dedir.

Siccin’in ne olduğunu bilir misin?

O, amellerin sayılıp yazıldığı bir kitaptır.” (Mütaffifin: 7-8-9)

“O gün (hakikati) yalanlayanların vay haline!” (Mutaffifin: 10)

Bütün bunlara karşı Müslümanların vazifesi sırat-ı müstakim üzere sabır ve takvâdır.

Bu fitneciler doğruyu ve gerçeği seçemedikleri için, bozmayı düzeltmek sanırlar. Kalplerindeki hastalık sebebiyle fesadı ıslah şeklinde tasavvur ederler ve gizli gizli hâinlik yaparlar.

Hakk Celle ve Alâ Hazretleri Âyet-i Kerime’sinde buyuruyor ki:

“Kendilerine: ‘Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın.’ denildiği zaman ‘Biz ancak ıslah edicileriz.’ derler. İyi bilin ki asıl bozguncular kendileridir, lâkin anlamazlar.” (Bakara: 11-12)

Resulullah (s.a.v.)Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki:

“Ümmetim benden sonra yetmişüç fırkaya ayrılacak. Bir fırka müstesnâ diğerleri hep ateştedir.

– Onlar kimlerdir yâ Resulallah?

Benim ve ashâbımın yolunda olanlardır.” (Ebu Dâvud)

Resulullah’a (s.a.v.) itaat etmek, getirmiş olduğu esasların hepsini kabul etmeyi, Sünnet-i seniye’sine sımsıkı sarılmayı, ahlâkı ile ahlaklanıp, edebiyle edeplenmeyi gerektirir.

Âyet-i kerime’de:

“Resulullah size ne verdiyse onu alın, neyi yasak ettiyse ondan sakının!” buyuruluyor. (Haşr: 7)

Bu emr-i ilâhî’yi Allah-u Teâlâ buyuruyor ve iman edenlere duyuruyor, inkâr eden Allah-u Teâlâ’yı inkâr etmiştir.

Uyan be kardeşim!

Sen bu fitnecileri hâlâ Müslüman mı zannediyorsun? Sana bunca delil gösterildiği halde inanmıyor musun? Bu deliller hep Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif’lerdir. İman ediyorsanız gerçek Müslüman olursunuz. Fakat bu din kuruculardan birine uyarsanız İslâm’dan çıkmış olursunuz.

Doğru yolda olmadıklarını Cenâb-ı Hakk En’am Suresinin 159. Âyet-i kerime’si ile beyan buyuruyor:

“Fırka fırka olup dinlerini parça parça edenlerle senin hiçbir ilgin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Sonra O, yaptıklarını kendilerine haber verecektir.” (En’am: 159)

Çok kıymetli din kardeşlerim;

ALLAH’IN İPİNE SIMSIKI SARILIN. DAĞILIP AYRILMAYIN. Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp ısındırdı ve siz O’nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz (Al-i İmran /103)

HAMD, GÖKLERDE VE YERDE  NE VARSA HEPSİNİN SAHİBİ OLAN ALLAH’A AİTTİR.

SELAM OLSUN HİDAYETE TABİ OLANLARA (TAHA/47)

Yorum Yaz