FUTBOL KULÜPLERİMİZ NEDEN ? BORÇ BATAĞINDA…

Son yıllarda Türk futbolunda sıklıkla gördüğümüz olayların en başında, aşırı borçlandırılan kulüplerin yok oluş hikayeleri gelmektedir. Günümüzde futbol kulüplerinin gelirleri oldukça artmıştır. Yayın gelirleri, yasal bahis oyunlarından kazanılan isim hakkı gelirleri, bilet gelirleri ve ürün satışlarından elde edilen gelirler, kulüplerin başlıca gelir kalemlerini oluşturmaktadır. 2014-2015 sezonunda Süper Lig’de yer alan kulüplerin yayın hakkı gelirleri şu şekilde oluşmuştur:

çizelgeerdal

(Kaynak:http://kralspor.ensonhaber.com/m/haber.php?id=107097, m.:milyon TL)

2015-2016 sezonu itibariyle Türkiye Süper Ligi’ndeki takımların ‘havuz sistemi’ olarak tabir edilen yayın hakkı gelirlerinin dağılımını incelediğimizde;

1-) Yayın gelirinin % 11’i Süper Ligde şampiyon olan takımların şampiyonluk sayılarına göre,

2-) % 35’i Süper Lig’de bulunan kulüplere eşit olarak,

3-) % 45’i ise kulüplerin kazandıkları ve berabere kaldıkları maçlarda değişik miktarlarda verilen performansa bağlı başarı primi olarak,

4-) % 9’u ise ligde ilk altı sıraya giren kulüplere başarı primi olarak dağıtılmaktadır.

Süper Lig’de mücadele eden kulüpler kazandıkları her müsabaka için 1.3 milyon TL, berabere kaldıkları her müsabaka için ise 650 bin TL performans primi kazanmaktadırlar. Ayrıca Süper Lig’de yer alan her kulübe sezon başı 16 milyon TL eşit olarak dağıtılmaktadır. Ligde kalmayı başaran ve sezonu 40 puanla bitiren bir kulübün, 10 müsabaka kazanıp, 10 müsabakada berabere kalması gerekmektedir. Söz konusu kulübün kazandığı müsabakalardan  10 x 1.3 milyon TL = 13 milyon TL, berabere kaldığı müsabakalardan da 10 x 650 bin TL = 6.5 milyon TL gelir elde ettiğini düşünürsek, bu kulübün performans gelirinden toplam kazancı 19.5 milyon TL olmakta ve buna sezon başı her kulübe eşit olarak dağıtılan 16 milyon TL’yi eklediğimizde kulübün sezon boyunca elde ettiği toplam yayın geliri 30.5 milyon TL olmaktadır. Kulübün bilet ve sponsor gelirlerinden elde edebileceği potansiyel gelir olarak ortalama 3 milyon TL’yi de bu tutara eklediğimizde, Süper Lig’de  kalmayı başaran bir kulübün yıllık gelirinin 35 milyon TL’ye yakın olduğu görülmektedir.

Bu tabloya göre esas sorulması gereken soru ise şu olmaktadır: Bu kadar büyük bir gelire sahip kulüpler neden borç batağında kıvranmaktadırlar? Futboldan anlamayan ve popülist yaklaşımlarla kulübü idare ederek medyada kendi reklamını yapmaktan başka amacı olmayan kulüp başkanları ve yöneticiler bu tablonun en büyük sorumlusudurlar. Süper Lig’de mücadele eden önde gelen bir kulübümüzün sözleşmesini feshederek yollarını ayırdığı teknik direktörlere yaklaşık 18.5  milyon TL tazminat ödediğini ve bu kulübün olağan genel kurulunda 390 milyon TL borç açıklandığını düşündüğümüzde, kulüplerin popülist yöneticiler tarafından nasıl batırıldığını görmekteyiz. Bunun yanında Akhisar Belediyespor örneğinde olduğu gibi, mütevazi bütçelerle sportif anlamda son derece başarılı olan kulüpleri gördüğümüzde, futbolun doğrularını  yapan yöneticilerin kulüplerini başarıya taşıdıklarını görmekteyiz.

Çözüm reçetesini kısaca özetlemek gerekirse şunları söyleyebiliriz: 

1-) Kulüplerin gelir-gider dengesini iyi ayarlayarak gelirlerine göre harcama yapmaları gereklidir. Bu manada kulüplerde bu işin eğitimini almış Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu  Spor Yöneticiliği mezunu profesyonel yöneticiler istihdam edilmelidir. Kulüp başkanları ‘Parayı ben veriyorum. Her şeyi ben bilirim.’ mantığından uzaklaşarak profesyonel idarecilerle çalışmalıdırlar.

2-) Kulüplerin oyuncu transferi harcamalarının minimuma indirilmesi için, iyi bir altyapı kurmaları gerekir. Altyapıya gerekli bütçe ayrılmalı, gereken tesisler kazandırılmalı ve altyapıda işinin ehli teknik adamlar istihdam edilerek oyuncu yetiştirilmesi sağlanmalıdır. Altyapıya gerekli bütçeyi ayırmayan, altyapıda tesisleşmeyi önemsemeyen, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulları ile bilimsel çalışmalar yaparak yeni yetenekleri keşfedemeyen, altyapıdaki teknik adamları seçerken işi ehline teslim etmeyen ve altyapıdaki teknik adamlara aylarca maaş vermeyen ancak bir oyuncu transferi için büyük meblağları harcayarak taşıma suyla değirmen döndermeye çalışan bir kulübün mali açıdan batması kaçınılmazdır. Altyapıdan her sezon en az 2-3 oyuncu profesyonel takıma kazandırılmalıdır.

3-) Her futbol kulübünün, transferde başarılı olabilmesi için kulüp yönetimine sezonluk transfer raporu sunan, değişik bölgelerde görev alan  iyi bir oyuncu izleme (scouting) ekibine sahip olması olmazsa olmazdır. Transferde tam isabet sağlayan kulüplere baktığımızda, hemen hemen hepsinin iyi bir oyuncu izleme (scout) ekibine sahip olduğunu görmekteyiz. Deneyimli scoutları sayesinde yetenekli oyuncuları düşük maliyetlerle transfer eden bu kulüpler, bu oyuncuları yüksek transfer ücretleri ile diğer kulüplere vererek büyük transfer gelirlerini kasalarına koymaktadırlar. Bu nedenle transfer harcamalarını asgariye indirmek ve transferde başarı sağlamak için yurtiçinde ve yurtdışında iyi bir oyuncu izleme (scout) ekibine sahip olmak gerekir. Birçok kulübümüz menajerler üzerinden oyuncu transferi yoluyla dolandırılarak batırılmıştır.

Futbolun doğruları tektir. Bu doğrular uygulandığında başarılı olmamak için herhangi bir sebep yoktur. Sorunlar iyi teşhis edilerek gereken hamleler yapıldığında, külüplerimiz mali ve sportif açıdan başarılı olacaklardır. Bunun birçok örneği ülkemizde ve dünyada mevcuttur. 2016 yılının Türk futbolu için başarılarla dolu bir yıl olması dileğiyle, tüm okurlarımızın yeni yılını en içten dileklerimle kutlarım.

Yorum Yaz