Bid’at…

Örneksiz bir şey yapmak, yeni bir iş ortaya koymak, dinin aslından olmayan ve şer’î delillere istinad etmeden sünnete aykırı olarak icad edilen şeylerdir. Başka bir ifadeyle Hz. Muhammed’in sünnetine, Kur’ân’ın sarîh hükümlerine tamamen aykırı olarak ortaya çıkan hal, davranış ve işler demektir.

İslâm’a ait olmamasına rağmen onun bir parçasıymış gibi hayata geçirilen her sapkın eylemdir.

Bid’at Sünnetin zıddıdır.

Hangi niyetle üretilmiş olursa olsun İslâm ı hedef alan en büyük tehlikelerdendir.

Efendimiz(s.a.v.)

“ Biliniz ki, sözün hayırlısı Allah’ın kitabı, yolun hayırlısı da Muhammed’in yoludur. Ve işlerin en kötüsü (dinde) sonradan çıkarılan şeylerdir. (Dinde sonradan çıkarılan) her bid’at bir sapıklıktır. Ve her sapıklık ateştedir (Buharî, “İ’tisam”, 2) ” buyurmuşlardır.

Bu kadar tehlikeli ve imandan uzaklaştırıcı olan bid’at konusunda, Müslümanların doğal olarak çok duyarlı olmaları gerekir.
Hz. Muhammed (s.a.v.) yaşayarak ve uygulayarak İslâm’ın ne olduğunu öğretmedi mi? Pek tabi ki öğretti.

Hiç bir insanın bu dine müdahale hakkı var mı?

Kimse dinden eksiltme yapabilir mi? Ya da ona bir şey ilâve edebilirmi?

Kesinlikle HAYIR.

Peygamberimiz (s.a.v.)

“(Dinde) Sonradan ortaya çıkan her şey bid’attır; her bid’at dalâlettir/sapıklıktır ve sapıklık da insanı ateşe sürükler.” (Müslim, Cum a 43) buyuruyor.

Eee!!

Böyle buyurmuşken Peygamber(s.a.v.) sana bana mı kaldı dine eklemek ya da ondan eksiltmek kardeşim…

Peygamberimiz buyurmuştur, bütün bid’atler merduttur (reddedilmiştir). Hiç birinin İslâm’a göre bir değeri ve hükmü yoktur. Din Allah (c.c.) tarafından insanlar için beğenilip gönderilmiş ve tamamlanmıştır. Onda eksik veya fazla bir şey yoktur. İslâm’ ı daha iyi yaşamak, daha dindar bir Müslüman olmak amacıyla yeni ibadet ve inanış türleri uydurmanın ne anlamı var.

Şirktir bu şirk…

Unutmamak gerekir güzel kardeşlerim hiç kimse İslâm ı Hz. Muhammed (s.a.v.)’den daha güzel yaşayamaz, O’ndan daha fazla dindar olamaz.

Var mı bundan bir şüphemiz?
Günümüzde en çok yapılan yanlışlara gelince;

Örneğin mezar ziyareti sünnettir, ama mezardan medet ummak bid’attır.

Mezar ziyareti ölümü hatırlamak ve mezarlıkta yatanlara dua etmek için olmalıdır. Bunun dışında dünyevî çıkar amaçlı bir ziyaret haline getirilmesi doğru değildir.

Ölünün kırkıncı veya elli ikinci günü, doğan bir bebeğin kırkıncı günü, mevlit merasimi düzenlenmesini zorunlu görmek, bu yönde bir beklenti içine girmek, insanları buna zorlamak, yapılmamasını günah saymak apaçık bid’attır

Çağımızda en yaygın bidatler Türbe ziyaretlerinde yapılanlardır. Allah Dostu olarak kabul edilmiş kişilerin yattığı yerler halk nezdinde “Türbe” olarak adlandırılmıştır. Sonuç itibariyle türbelerde bir kabirdir ve ziyaret edilmesinde hiçbir sakınca yoktur. Yalnız, bu ziyaretlerde İslam’ın koymuş olduğu ölçülere riayet edilmelidir. Türbelerde konulan bu ölçülere ters ve çok yanlış olan davranışları ise şöyle sıralayabiliriz:

1.Türbelerde yatanlar beşer üstü varlık olarak görmek ve Allah ile kendi arasında aracı olarak kabul etmek.

2. Türbe ziyaretlerini sanki dini bir vecibeymiş gibi telakki etmek.

3.Çaput, bez bağlamak ve mum yakmak.

4.Türbelerde yatanlara adak adamak.

5.Türbelerde yatanlar adına kurbanlar kesmek.

6.Kabrin etrafında bulunan duvar, demir vb. şeyleri öpmek.

7.Türbelere eğilerek girmek.

8.Türbelerde yatıp şifayı orda yatanlardan beklemek.

9.Türbe kapılarına sahip olmak istediği şeyin (mesela ev, araba, çocuk vb.) resmini çizmek.

Bu saymış olduğum davranışlar Müslüman’a yakışan hareketler değildir.

Her gün 5 vakit namazımızda Fatiha süresinde bulunan “YALNIZ  SANA  KULLUK  EDER, YALNIZ SENDEN YARDIM DİLERİZ”( Fatiha, 1/5) ayetini okuduğumuz halde dediğimize muhalif olarak yardımı başka kapılarda aramak nedir sizce? İhtiyaçların karşılanmasını ölüden ummak kişiyi şirke sürükler. Şirk ise Allah’ın bağışlamayacağı en büyük günahlardandır.

Kabirler, insanlara yaratılmış olan her şeyin bir gün ölümü tadacağını hatırlatmalıyken; üzülerek görmekteyiz ki dünyevi işlere cevap aranan yerler haline getirilmiştir.

Unutmayalım ki insanın başına Allah’ın dilemesinden başka hiçbir şey gelmemektedir.

Geliniz Yunus Süresi 107. ayete kulak verelim.

“Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O’ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. O bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.”

Özellikle bazı dinî gruplar kendi önderlerinin uygulamalarını sünnet adı altında dindenmiş gibi gösterme yoluna gitmektedirler. Bu insanları gruplar halinde yanlışa sürüklemektedir.

Bu noktada Hz. Peygamber’in şu uyarıları çok önemlidir: “Kim benden sonra terkedilmiş bir sünnetimi diriltirse, onunla amel eden herkesin ecri kadar o kimseye sevap verilir. Hem de onların sevabından hiçbir şey eksiltilmez. Kim de Allah ve Peygamberinin rızasına uygun düşmeyen bir bid’at ihdas ederse, onunla amel eden insanların günahları kadar o kişiye günah yükletilir. Hem de onların günahlarından hiçbir şey eksilmez” (Müslim, “İlim” 6; Tirmizî, “İlim” 16).

“İslâm’da iyi bir çığır açan kimseye, bunun sevabı vardır. O çığırda yürüyenlerin sevabından da kendisine verilir. Fakat onların sevabından hiçbir şey noksanlaşmaz. Her kim de İslâm’da kötü bir çığır açarsa, o kişiye onun günahı vardır. O kötü çığırda yürüyenlerin günahından da ona pay ayrılır. Fakat onların günahından da hiçbir şey noksanlaşmaz.”( Müslim, Zekat 69)

“Kim bizim bu dinimizde ondan olmayan bir şey ortaya çıkarırsa, o şey kabul edilmez.” (Buhari, Sulh 5)

Dinimizi Kur’an ve sünnetten öğrenmekteyiz. Bunlara uymak bizim en temel vazifelerimizdir. Hayatımızda karşılaşmış olduğumuz birçok şeyin Kur’an ve Sünnette olup olmadığını bilir isek hatalara düşmekten o kadar çok korunabiliriz. Bu sebeple Dinimizin iki ana kaynağı olan Kur’an ve Sünneti öğrenmeye gayret göstermemiz bizleri bid’atlerden uzaklaştıracaktır.

RABBİM(c.c.)Yüce İslam’ın özüne ters şeylerle meşgul olmaktan bizleri alıkoysun. Dünya ve ahiretimizi en güzel şekilde kazandıracak doğru davranışları hayat düsturu haline getirmeyi cümlemize nasip etsin.

Allah’a emanet olun.

Yorum Yaz