Yıllardır CHP’yi konuşuyoruz. Tartışıyoruz, eleştiriyoruz, savunuyoruz. 1923’te kurulan, Cumhuriyet’in ilk siyasi partisi olan CHP, bugün ana muhalefet konumunda. Fakat öyle bir hale geldik ki, sanki bu ülkenin tek meselesi bu partiymiş gibi davranıyoruz.
Oysa değil.
Asıl Sorunlar Görünmez Oluyor
Türkiye’nin ekonomik krizden sağlık sistemine, eğitimden tarım ve hayvancılığa, ulaşımdan toplumsal çöküntüye kadar uzanan devasa problemleri var. Ancak biz ne yapıyoruz? Koca bir ülke, işi gücü bırakmış, bütün enerjisini CHP konuşmaya harcıyor.
Avrupa ülkeleri “Halkımızın bugününü ve yarınını nasıl daha iyi hale getirebiliriz?” sorusuna cevap ararken biz, “CHP ne yaptı, ne yapmadı?” tartışmasıyla günlerimizi tüketiyoruz.
Bir Gündem Değiştirme Operasyonu mu?
Son dönemde neredeyse her gün CHP konuşuluyor. Peki neden?
Bu parti çok mu başarılı oldu da birileri rahatsız?
Yoksa gerçekten büyük sıkıntılar mı var?
Varsa da, sadece CHP’de mi? Diğer partiler kusursuz mu?
Üstelik dikkat ederseniz, ülkede yaşanan ekonomik zorluklara, sosyal meselelere dair CHP’den güçlü bir ses duymuyoruz. Parti, neredeyse derin bir sessizliğe gömülmüş durumda. Ne Meclis’ten çıkan kanunlara ciddi bir itiraz var, ne de toplumun nabzını tutan açıklamalar.
Peygamber Efendimiz’in Adalet Ölçüsü
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Hırsızlık yapan kızım Fatıma bile olsa onun elini keserdim” buyurmuştur. Bu söz, adaletin kimseye ayrıcalık tanımayacağını anlatır.
Yine bir hadiste, “Yöneticilerinizin en hayırlısı sizi seven, size dua eden; en kötüsü ise size buğzeden ve lanet edendir” denilmiştir.
Bu prensip bize şunu hatırlatır: Adalet herkesi kapsamalı.
Ne sadece muhalefet eleştirilmeli, ne de sadece iktidar.
Kim ne yapıyorsa, yaptığının hesabını verebilmeli.
Gerçek Soru
Gerçek soru şu:
İktidar partisi gündem değiştirmek için mi sürekli CHP’yi öne çıkarıyor?
Yoksa muhalefetin etkisizliği mi bu tabloyu doğuruyor?
Bir yanda sessiz, dağınık bir muhalefet; diğer yanda dikkatleri farklı yöne çekmek isteyen bir iktidar. Sonuçta olan yine ülkeye oluyor.
Enerjimizi Tüketiyoruz
Türkiye’nin gerçek ihtiyacı; yapıcı politikalar, şeffaf yönetim, güçlü denetim mekanizmaları ve en önemlisi, herkese eşit uygulanan bir adalet sistemidir.
Ama biz ne yapıyoruz? Kim kimin elini yıkıyor tartışmalarında boğuluyoruz.
Asıl felaket belki de burada:
Ülke olarak enerjimizi yanlış yere harcıyoruz.







