Çocukların gelişim dönemlerinde fark edilen bazı davranış değişiklikleri, onların geleceğini doğrudan şekillendiriyor. Dünyada ve Türkiye'de son yıllarda görünürlüğü artan otizm spektrum bozukluğu, çocukların sosyal iletişim, etkileşim ve davranış alanlarında farklılıklarla kendini gösteren nörogelişimsel bir durum olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, bu süreçte ailelerin dikkatli birer gözlemci olması gerektiğinin altını çiziyor.
Ordu'da konuyla ilgili önemli değerlendirmelerde bulunan Psikolog Ferahnaz Şeyma Yılmaz, artan farkındalık ve gelişen tıbbi yöntemler sayesinde otizmin artık çok daha erken yaşlarda fark edilebildiğini belirtti. Erken çocukluk döneminde başlayan bu sürecin yaşam boyu sürdüğünü ifade eden Yılmaz, doğru eğitim desteğiyle çocukların günlük yaşam becerilerinde çok büyük ilerlemeler kaydedildiğini aktardı.
Her 31 çocuktan biri otizm tanısı alıyor
Bilimsel çalışmalar otizmin kesin nedenini henüz tam olarak bulamasa da genetik yatkınlığın güçlü bir etken olduğu biliniyor. Güncel verilere dayanan araştırmaların korkutucu bir tabloyu ortaya koyduğunu belirten Psikolog Yılmaz, günümüzde her 31 çocuktan birinin otizm tanısı aldığını söyledi. Bu oran, bugüne kadar kayıtlara geçen en yüksek yaygınlık seviyesi olarak dikkat çekiyor. Erken değerlendirme ise bu çocukların ihtiyaç duydukları özel eğitim programlarına hızla ulaşmasını sağlıyor.
Bu otizm belirtilerine dikkat edin
Çocuklarda ilk 3 yıl içinde ortaya çıkan otizm belirtileri, aileler tarafından dikkatle takip edilmeli. Psikolog Ferahnaz Şeyma Yılmaz, en sık karşılaşılan uyarıcı işaretleri şu şekilde sıraladı:
Göz teması kurmaktan kaçınma ve ismi söylendiğinde tepki vermeme,
Konuşmada gecikme veya akranlarıyla oyun oynarken iletişim kuramama,
Kendi etrafında dönme, sallanma gibi tekrarlayıcı hareketler,
Oyuncaklarla sürekli aynı şekilde oynama ve dönen nesnelere yoğun ilgi duyma,
Rutinlerin bozulmasına aşırı tepki gösterme ile ses, ışık veya dokunmaya karşı hassasiyet.
Dil gelişimi ve beslenme alışkanlıkları etkileniyor
Otizm tanısı alan çocukların büyük kısmında dil gelişimi normal seyrinde ilerlemiyor. Bazı çocuklarda konuşma yetisi hiç gelişmezken, bazılarında ise ciddi gecikmeler yaşanıyor. Kendini ifade etmekte zorlanan çocuklarda zaman zaman öfke nöbetleri ve kriz anları tetiklenebiliyor.
Duygu düzenleme zorlukları nedeniyle bu çocukların günlük yaşamda aile desteğine çok daha fazla ihtiyaç duyduğunu belirten Yılmaz, durumun beslenme alışkanlıklarını da vurabileceğini ekledi. Bazı çocuklar sadece belirli yiyecekleri tüketmek istiyor, sürekli aynı besinleri seçiyor ve alışkanlıklarının değişmesine şiddetle direnebiliyor.
Kişiye özel eğitim planı şart
Otizm bir hastalık değil, nörogelişimsel bir farklılıktır. Geçmiş dönemlerde ayrı başlıklar altında incelenen Asperger Sendromu ve Atipik Otizm gibi tanılar, artık tamamen otizm spektrum bozukluğu çatısı altında toplanıyor. Her çocuğun güçlü yönü ve desteklenmesi gereken alanı farklı olduğu için, yapılacak psikolojik ve eğitsel planlamaların tamamen kişiye özel olması gerekiyor.
Ordu'daki anne ve babalara çağrıda bulunan Yılmaz, çocuklarında bu belirtileri sezen ailelerin vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerektiğini, erken tanı ve bireysel eğitimin çocukları sosyal yaşama bağlayan en güçlü bağ olduğunu vurguladı.
Yorumlar
Kalan Karakter: